ŞEHRİN KALKINMA STRATEJİLERİ ÜZERİNDE DÜŞÜNENLER “ ERZURUM’UN SAĞLIK ŞEHRİ” YAPILMASINI ÖNERİYORLAR. BİR ŞEHRİN SAĞLIK MERKEZİ OLABİLMESİ ÖNCELİKLE “SAĞLIKLI ŞEHİR” HALİNE GETİRİLMESİNE BAĞLI…
 
ERZURUM, DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜNÜN KRİTERLERİNE GÖRE “SAĞLIKLI BİR ŞEHİR MİDİR?”  SON YILLARDA SAĞLIK ALANINDA SAĞLANAN ÖNEMLİ GELİŞMELERE RAĞMEN ACİLEN YAPILMASI GEREKEN İŞLER DE VAR… BU İŞLERİN YAKLAŞAN GENEL SEÇİMLERDEN ÖNCE SONUÇLANDIRILMASINI BEKLİYORUZ…
 
'SAĞLIK ŞEHRİ' OLMAK  KOLAY DEĞİL, AMA HAYAL DA  DEĞİL...
 
Daha önce bir yazımda da belirtmiştim. Önce bir hakkı teslim edelim. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep AKDAĞ, Hükümetin yüzünü ak edecek çapta projeleri hayata geçiriyor,hükümetin en başarılı bakanları arasında zikrediliyor.Bakan düzeyindeki siyasi şahsiyetler, bulundukları makamın kendilerine yüklediği genel görevlerin yanı sıra, mahalli icraatlarıyla da mercek altındadırlar. Genel hizmetlerde hak ve adalet ilkelerine riayet ederken, bir yandan da mahalli ihtiyaçları gözetmek ince ayar isteyen bir iştir. Bir yönetim ve siyaset sanatıdır.
 
Sağlık bakanının çalışmalarını değerlendirirken bu hususu göz ardı etmiyoruz ve Türkiye'nin ağır sağlık sorunlarını  omuzlamış bir siyasetçi sıfatıyla, Erzurum’a yönelik çabalarını gönülden destekliyoruz.
 
"Erzurum'u Sağlık Merkezi yapacağız " vaadi, son yıllarda yerel seçim programlarının demirbaşı haline geldi. Biz bu tanımlama yerine  "Sağlık Şehri"  kavramını tercih ediyoruz. Evet, Erzurum'un bir sağlık şehri olabilme potansiyeli mevcuttur. Erzurum’u sağlık şehri yapmanın yolu, ilçe hastanelerine hurda ambulanslar yahut gıcır gıcır cenaze arabaları tahsis etmekten geçmiyor. Ya da parti referansı sağlayabilmiş kişilerin hastane müdür yardımcılığı, başhekim yardımcılığı gibi görevlerle taltif edilmesi böyle bir misyonla bağdaşmıyor. Sayın bakanın bu tür kişisel ve gündelik taleplere mesafeli duruşunu, dar bir çevrenin eleştiri konusu yapmasına rağmen biz olumlu karşılıyoruz.
 
SAĞLIKTA CAZİBE MERKEZİ OLMAK İÇİN ÖNCELİKLE SAĞLIKLI ŞEHİR OLMAK LAZIM…
 
Erzurum'un Gelişmesinde Sağlık Sektörünün öncü rol oynayabilmesi için büyük ve kalıcı yatırımlara ihtiyaç var. Bu nedenle, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep AKDAĞ’DAN geleceğe yönelik büyük YEREL hizmetlere imza atma çabalarını destekliyoruz. ÇAT yolunda yapımına başlayan modern hastaneyi buna örnek verebiliriz. Başta Üniversite Hastaneleri olmak üzere, mevcut Devlet Hastanelerinin sağlık hizmetleri açısından bölgesel bir cazibe merkezi haline gelmesi ve bu hastanelerin süratle daha çağdaş hale getirilmesini gerekli görüyoruz.  Bu konudaki önerilerimizi aşağıda tekrarlayacağız.
 
Hızlı nüfus artışı, sistem sorunları, sevk ve idare eksikliği, hekim hasta ilişkisinde başka faktörlerin ön plana çıkması gibi genel aksaklıklar bizim hastanelerimizde de kendini hissettirmekte. Dolayısıyla bütünüyle pembe bir tablodan bahsedemeyeceğiz. Ancak, teknolojik yenilikleri takip, hekimlik kalitesi, ayakta ve yatarak tedavi sonrası başarı yüzdesi itibarıyla hastanelerimizin gün geçtikçe iyiye gittiğini söyleyebiliyoruz.
Peki bu iyiye gidiş, tüm sorunların halledildiği anlamına mı geliyor. Kuşkusuz hayır.
Şehrimizin yıllar itibarıyla sağlık hizmetlerindeki durumunu değerlendirebilmemiz için bazı temel kıstaslara göz atmamız gerekiyor.
 
  • Erzurum yıllar itibarıyla, temel sağlık hizmetleri ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin kalitesi ve yaygınlığı bakımından düzenli bir gelişme gösterebilmiş midir?
  • Bu alanda diğer illerle mukayese ettiğimizde karşımıza nasıl bir tablo çıkıyor?
 
“Erzurum’un Sağlık Şehri Yapılması”, şehrin son 20 yılında dillerden düşmeyen büyük hedeflerden biridir. Birçok siyasi şahsiyetin “beyanat kalkınmacılığı” paketinde yer alan bu konu gerçekten şehrin ekonomik geleceğinde belirleyici bir rol oynayabilir mi?
 
Erzurum’un sağlık şehri haline getirilmesi için, bölgenin tedavi ihtiyaçlarını tesis ve hekimlik düzeyi olarak karşılayabilmesi gerekir. Bu alandaki talebin tespiti ve bu tespit doğrultusunda gerekli planlamanın hızlı bir şekilde yapılarak tesisleşme ve personel açısından eksikliklerin giderilmesi lazım.
 
 
 
Sağlık hizmetlerinin planlanması ve programlanması amacıyla geliştirilmiş çağdaş ölçütlerden yararlanılarak eksiklikler giderilirse Erzurum'un “sağlık şehri" haline getirilmesi hedefi boşlukta kalmaktan kurtulmuş olur.
 
Erzurum’u Sağlık şehri yapmanın ilk adımı kuşkusuz “ ERZURUM’U SAĞLIKLI ŞEHİR YAPMAKTIR”…
 
Sağlıklı şehirden kastımız ne?
 
Sağlıklı şehir, şehir sağlığı bilincinin yerleşmesi ile mümkün.
 
Şehir sağlığı, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölgesi için giderek artan önemde ve ilginç bir faaliyet alanıdır. Bir şehirde;
 
  • Yoksulluk,
  • Şiddet, sosyal dışlanma,
  • Kirlilik,
  • Standardın altında olan barınma,
  • Orta ve genç yaştaki insanların karşılanamayan ihtiyaçları,
  • Sağlıksız yerleşim planlaması,
  • Sürdürülebilir gelişme konusundaki sorunlar
 
Çözüme kavuşturulmamışsa, o şehirden sağlıklı bir kent olarak bahsetmemiz mümkün değil. “ Erzurum Sağlık Merkezi yapılacaktır… “ taahhüdünde bulunanların, öncelikle bu sorunlar üzerinde durarak şehri “sağlıklı şehirler” arasına sokmaları gerekiyor. Demek ki bir kentin sağlıklı kent haline getirilmesi sadece sağlık sektörünün geliştirilmesiyle ilgili değil, topyekun kalkınmasıyla da birebir ilişkili bir durumdur.
 
Erzurum’un sağlık stratejilerini tespit ederken öncelikle şehrin “sağlık profilini” bilmemiz lazım. Şehir halkının sağlığı ile ilgili doğru, güncel, tarafsız ve bağımsız bilginin sağlanması ve ona göre çözüm arayışlarına girişilmesi atılacak ilk adım olmalıdır.
 
Erzurum’un sağlık politikalarını yerel bazda inceleyen ve planlayanların Dünya Sağlık Örgütünün “Herkes İçin Sağlık stratejisini” iyi incelemelerini ve yerel duruma adapte etmelerini öneriyoruz.
 
Şehrin sağlık alanındaki hedef, plan ve stratejilerini ele almadan önce, temel sağlık verilerine birlikte bir göz atalım. Daha sonra da “neler yapılabilir?” sorusuna satır başlarıyla değinmeye çalışalım. Şehrin temel sağlık alanlarındaki gelişim seyrini göz önüne getirirken bazı istatistiklere  de yer verelim.
SAĞLIK ALTYAPISI BAKIMINDAN DURUM
Erzurum birinci ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarının tümüne sahiptir. Yatak başına düşen kişi sayısı yönünden hem bölge hem de Türkiye geneline bakılırsa kötü durumda olduğumuzu söyleyemeyiz. Aşağıya konuyla ilgili rakamları göreceksiniz.
 
Sektör yetkilileri her fırsatta hastaların en basit hastalıklarda bile ikinci ya da üçüncü basamağa direkt olarak başvurmasının buralarda yığılmalara neden olduğunu söylüyorlar. Bu durumun kurumların gerçek işlevlerini yerine getirememelerine neden olmasından yakınıyorlar.
 
Reform çapında olduğu söylenen son yıllardaki düzenlemelerle halkın sağlık kuruluşlarına daha kolay ulaşması sağlandı. Sevk ve hekim tercihinde, özel hastanelere başvurmada bürokrasi azaltıldı. Bu alanlarda halkın lehine uygulamalara geçildi.
 
Ancak bu gelişmeler beraberinde yeni sorunları da getirdi. Genel olarak Üniversite, Kamu ve Özel hastaneleri tedaviden çok kar etme hedefine yöneldiler. Hasta hekim ilişkisinde “para” hala kara kedi olmaya devam ediyor. Hekimin “vicdanıyla cüzdanı arasında sıkışmasının önüne geçilemiyor. VİCDANLI HEKİMLER bundan büyük rahatsızlık duyuyorlar. Vicdansızlara ise sistem mitsem kar etmiyor ve vicdansız hekimlere “vicdan nakli” tıbbın bugünkü imkânlarıyla kabil olamıyor! Gerçek tıp adamlarını meslekleri açısından çok rahatsız eden “hasta – para ilişiksisi”  temel bir sistem ve tıp eğitimi meselesi olarak karşımızda duruyor.
 
Geçen yıl Vilayet marifetiyle yaptırılan bir çalışmada, çalışmayı yapan komisyonun görüşlerini buraya aynen alıyorum:
 
HASTANELERDE YATAK BAŞINA KİŞİ SAYISI  (DİE)
 
1995
2000
2001
SİVAS
349
332
326
ÇORUM
708
563
565
DENİZLİ
440
390
389
DİYARBAKIR
588
605
571
ELAZIĞ
548
323
308
ERZİNCAN
253
247
241
GAZİANTEP
304
243
245
KARS
355
345
349
MALATYA
755
627
604
ERZURUM
541
510
241
 
“Sağlık kuruluşunun öncelikli amacı kaliteli ve verimli hizmet sunmak olması gerektiğidir. Basamaklar arasında kara dayalı bir rekabetin oluşması sakıncalıdır. Şu anda yaşanan sorunlardan bazıları bu yaklaşımın bir sonucudur. Özellikle basmaklar arası hasta sevk işlemlerinde önemli sıkıntılar yaşanmakta ve vatandaşlar mağdur olmaktadır. Bazı kurumların Üniversite hastanesi ile sözleşmesinin bulunmaması, vatandaşların haklarının ihlalini doğurmaktadır. Bölgede tedavi olabilme olanağı bulunan hastaların Ankara’ya ya da diğer illere gitmesi hem bölgenin gelişimi hem de hastaların çıkarı açısından olumsuzdur.
Erzurum İli üçüncü basamak sağlık hizmetleri açısından bölgedeki diğer illere de hizmet verebilecek konumdadır. Gerek altyapı gerek de coğrafi konum açısından uygundur. Ancak ildeki kurumların kuruluş amaçların uygun olarak geliştirilmesi gerekmektedir. Farklı basamaklardaki kurumlar birbirinin görevlerini üstlenmek yerine kendi görevlerini en iyi şekilde uygulamaya çalışmalıdır. Kurumlar arasında yarışmadan çok dayanışma ilkesi benimsenmelidir.
 
Bölgede sıcak su kaynaklarının varlığı, fizik tedavi ve rehabilitasyon açısından değerlendirilebilecek konulardan biridir. Kısacası basamaklar arasında önemli sorunlar yaşanmakta ve bunun çözümlenmesi öncelikli görevler arasında yer almalıdır.”
 
SAĞLIK İNSAN KAYNAKLARI BAKIMINDAN DURUM
Erzurum’da sağlık personeli başına düşen kişi sayısı bakımından ülke ortalamasından geri, bölge ortalamasından iyidir. Özellikle son yıllarda şehre atanan hekim ve yardımcı sağlık personeli sayısında artış gözlenmiştir. Atama yönetmeliğinde, belli süre hizmet yapmadan tayin isteyememe ve nokta tayini uygulaması yararlı olmuştur. Sağlık Bakanlığının 2007 Bütçe görüşmelerinde yaptığı sunumdan yer alan tabloları aşağıya alıyorum. Bu tablolar, insan kaynakları bakımından şehrin durumunu açık olarak ortaya koyuyor.
 
 

 
 

 
 

KOMAYIN
BUGÜNÜ YARINA  
SEÇİMDEN ÖNCE
 HÜKÜMETTEN
BEKLENTİLERİMİZ
VAR!
 
                    
  
    TIP FAKÜLTESİNİN KONTENJANLARINI ARTIRALIM,
ERZURUM'A İKİNCİ TIP
FAKÜLTESİNİ AÇALIM! BİNAMIZ DA HAZIR!
   Kontenjan artırmayı aslında  ben önermiyorum. Sağlık Bakanlığı öneriyor. Ben ikinci bir Tıp Fakültesini  öneriyorum, bu bilgilerden ilhamla...Nüfus artıyor, doktor ihtiyacı artıyor, Tıp Fakültelerine alınan öğrenci sayısı azalıyor! Üniversite kapılarında iki milyon gencin beklediği Türkiye'de hem de! Sözü uzatmadan Sağlık Bakanlığının istatistiklerine bir göz atalım:
 
 
YILLARA GÖRE TIP FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ VE
KAYIT YAPTIRAN ÖĞRENCİ SAYISI
 
1986
1996
2006
TÜRKİYE NÜFUSU
51
63
73
ÖĞRETİM ÜYESİ SAYISI
1875
3975
9020
ASİSTAN SAYISI
3274
5304
10185
YENİ ÖĞRENCİ SAYISI
5231
4763
4697
KAYNAK: SAĞLIK BAKANLIĞI TBMM BÜTÇE SUNUMU
Öğretim üyesi sayısı artıyor, fakülte sayısı artıyor, liseden mezun olup üniversite kapısında bekleyen öğrenci sayısı artıyor, hekim ihtiyacı artıyor,öğrenci sayısı azalıyor.!!!
Bu konu YÖK ve Hükümetin konusu.Acilen üzerinde çalışılmalı ve çaresine bakılmalı. Benim ERZURUM'A İKİNCİ TIP FAKÜLTESİ KURULMASI ÖNERİM  hayal olarak algılanmasın. Erzurum Tıp Fakültesi böyle bir hizmete öncülük edecek  gelenek,güç ve kadroya sahiptir diye düşünüyorum. İkinci bir Üniversite hayali gerçekleşemedi. Mevcut Üniversitenin tez zamanda yeniden yapılanma sürecine girerek  ve müfredat güncellemesi yaparak ellinci yılına iddialı girmesini bekleriz.İşsiz ve iddiasız mezun fabrikasına dönen bölümlerin kademeli olarak kapatılması, bunun yerine Türkiye'nin, bölgenin ve şehrin ihtiyacını karşılayacak mezunlar veren bölümlerin açılması öncelikli hedef olmalıdır. İkinci Tıp Fakültesi açılırsa bir taşla iki kuş vurmuş olacağız.Hem ERZURUM'U EĞİTİM ERKEZİ YAPMA amacına yardımcı olacağız, hem SAĞLIK ŞEHRİ olma yolunda önemli bir adım atmış olacağız.
Aziziye Araştırma Hastanesi gelecek yıl inşallah Üniversite kampusundaki yeni binasına taşınacak. Yeni şehirdeki bina boşalacak. İşte ikinci TIP FAKÜLTEMİZİ burada açabiliriz. Bölgeye, Türk Cumhuriyetlerine, Irak'a yönelik bölgesel bir Tıp Fakültesi...İngilizce ve Türk Lehçelerinde eğitim veren bir fakülte olarak da planlanabilir. İstanbul, Ankara ve İzmir'de birden fazla Tıp Fakültesi var. Erzurum Bölgesel bir ihtiyaca cevap vermesi bakımından daha da önceliklidir bu konuda .

  _neriyorum.gif
ÜNİVERSİTE HASTANELERİNE DÖNER SERMAYEDEN
PERSONEL ALMA  YETKİSİ
Atatürk Üniversitesi Araştırma hastaneleri gerçekten bölgesel bir hizmet yuvası haline gelmiş bulunuyor. Övünebiliriz. Burada gerçekten işinin ehli birinci sınıf hekimler var. En ağır  ve  özellik arz eden cerrahi müdahaleler kolaylıkla yapılabiliyor. Teknolojik donanım bakımından son derece iyi bir durumda olan bu hastanelerimizin bir büyük sorununu müşahede ettim. Araştırma hastaneleri  otelcilik, ameliyat sonrası bakım, yoğun bakım   hizmeti bakımından yeterli değil. Devletin sıkı personel politikası nedeniyle yardımcı personel, hizmetli, hemşire alımı yapılamıyor. Yeterli hastabakıcı yok. Bunun için bir çıkar yol var: Hastanelere ücretleri döner sermayeden karşılanmak koşuluyla eleman alma yetkisi verilebilir. Bu hem bir istihdam yaratır, hem de hazineden para çıkmadan önemli bir sorun çözülür. Edindiğim bilgilere göre, Üniversitenin döner sermaye gücü buna müsait. Ancak, ücretler döner sermayeden karşılansa bile, elemanların sağlık bakanlığı ve rektörlüğün ortaklaşa kuracağı bir komisyon  tespitinde yarar görüyorum. Araştırma hastanelerinin yardımcı personel ihtiyacı gerçekten öncelikli sağlık hizmetleri arasında yer almış bulunuyor. Durum sanılanda da fecidir ve bu işin zararını halkımız çekmektedir. Hizmetli yokluğundan temizlik yapılamayan, yardımcı personel azlığından ameliyat sonrası bakımda sorunlar yaşanan Üniversite  hastanesinin bulunduğu ilden "sağlık şehri2 diye bahsetmek, ona ilişkin hayaller kurmak biraz komik olmuyor mu? Üniversitenin parası var, şehirde işsizlik had safhada, iş bir yetkiyle halledilecek, halledilemiyor? Adını koymakta ben zorlanıyorum, siz anlamakta zorlanmıyor musunuz?  Hükümetin bu konuya el atması lazım.Bunun için de sayın Milletvekillerimize ve Sağlık Bakanımıza görev düşüyor...
 

 
 
    PALANDÖKEN VE NUMUNE HASTANELERİ BİR ÇATI ALTINDA TOPLANARAK EĞİTİM HASTANESİNE DÖNÜŞTÜRÜLMELİ...
 
Bilindiği gibi SSK Hastanesi yeniden yapılanma çerçevesinde   Palandöken Devlet Hastanesine dönüştürüldü. Bu hastanemiz çok köklü bir onarımdan geçti. Adeta yeniden inşa edildi.Hastane; bekleme salonları, ameliyathaneler, servisler, poliklinikleriyle  birinci sınıf bir sağlık merkezi haline gelmiş bulunuyor. Hastanede  tıbbi teknolojinin bütün son ürünlerini bulmak mümkün. Bölgeden akın akın gelen hastaların çoğunluğu, büyük illere sevk edilmeden tedavi edilebiliyor. Yoğun çabalarıyla  hastanesini örnek  hale getiren  tecrübeli başhekimimizi ve ona her türlü destek ve imkânı  sağlayan  Sayın Bakanı kutlamak lazım. Başhekim DR. ALMACI'NIN başarılı yönetimini ve çalışmalarını da zikretmek lazım.

 
Erzurum'un yüz akı diğer  bir önemli merkezimiz de Numune Hastanesi.
 

Uza. Dr. Selçuk BOZHALİL, göreve geldiği günden bu yana çok iyi bir performans göstererek hastanesini bölgenin sayılı sağlık merkezi haline getirdi. Hastane fiziki mekân ve hizmet kalitesi olarak büyük mesafeler aldı. Arka bahçede, Çaykara caddesine bakan tarafta yeni bir bölüm hizmete girdi ve Numune bölgenin en çağdaş hastanesi haline geldi. Hastanelerde hizmet kalitesini artırma ve hasta memnuniyetini sağlamada Başhekimlere önemli bir rol düşüyor. Palandöken ve Numune Hastanelerimizin yanı sıra Göğüs Hastanesi, Doğum Hastanesi, Mareşal Çakmak Askeri Hastanesini, Özel Şifa Hastanesi idarecilerini  de başarılarından dolayı  sağlık kutlamamız  gerekiyor.
 
Ancak bu hastanelerin daha etkin,verimli ve hasta memnuniyetini sağlayıcı hale getirilmesi köklü bir değişikliği gerektiriyor. Bu hastanelerin hemen şimdi alınacak bir kararla EĞİTİM hastanesine dönüştürülmesi büyük bir ihtiyaç. Sanıyorum ÇAT YOLUNDA YAPILAN hastane YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ OLARAK PLANLANDI. Ancak orası orası hizmete açılmadan, Numune ve Palandöken Hastaneleri Tek Başhekimlik idaresinde yapılandırılarak  EĞİTİM HASTANESİ STATÜSÜNE  kavuşturulmalıdır. Böyle bir uygulamaya seçimler öncesinde hemen geçilmelidir.
 
İnşası devam eden   5 yıldızlı Yüksek İhtisas Hastanesi son yıllarda Erzurum'a yapılan en büyük kamu yatırımı olacak. Düşünüyor musunuz, tıpkı Araştırma hastanelerimiz gibi bu sağlık yuvamızda hem hastalarımız şifa bulacak, hem hekimlerimiz kariyer yapacak. 400 yataklı bu hastanenin sadece iç donanımı için 150  trilyon harcanacağını, hastanenin tamamının 300 trilyona mal  olacağını işitmiştim.Bu büyük eserde Sağlık Bakanımızın ilgi ve himmetinin payı büyüktür.Kendisine teşekkür borcumuz var. Diğer iki hastane ya eğitim yahut yüksek ihtisas şeklinde yapılandırılıp, bu muhteşem hastanede  bölgesel nitelikli ya onkoloji, ya da kalp cerrahi merkezi olarak planlana bilir mi?
 
Sağlık Şehri olmanın yolu, belli bir kaç temel branşta EN İYİ HASTANELERE sahip olmaktır. Sıradan hastaneler açarak Türkiye'den , hatta komşu ülkelerden hasta çekmenin imkanı var mı? Birkaç ana branşta derinleşen, ihtisaslaşan hastaneler zinciri yaratmalıyız?
 
2011 Le parlayan şehrin turizm yıldızına, beş yıldızlı sağlık hizmetleri kurarak yeni yıldızlar ekleyebiliriz. Çalışkan,becerikli, Türkiye'nin sağlık problemlerine neşter vuran bir Sağlık bakanımız varken yaparsak yaptık bunları, aksi halde avucumuzu yalarız. Gelin bu tarihi fırsatı kaçırmayalım:
 
Erzurum'un sağlık stratejilerini belirleyenler artık   MEVCUT SAĞLIK MERKEZLERİNDE YENİDEN YAPILANMAYI gündemlerine almalı ve   mesela kısa ve orta vadede planlanacak sağlık merkezlerini şu şekilde tespit etmeliler:
 
  • ERZURUM ONKOLOJİ MERKEZİ,
  • ERZURUM YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ YAHUT SAĞLIK BAKANLIĞI ERZURUM EĞİTİM HASTANESİ,
  • ERZURUM  KALP CERRAHİ MERKEZİ ((HİPERTANSİYON TANI VE TEDAVİ MERKEZİ  VE KARDİYOLOJİ MERKEZİYLE BİRLİKTE)
  • ÇOCUK SAĞLIĞI MERKEZİ (SAMİ ULUS VE HACETTEPE TİPİ)
  • ERZURUM AĞRI MERKEZİ
  • ERZURUM TERMAL SAĞLIK MERKEZİ
  • ERZURUM HOMOROİD TEDAVİ MERKEZİ
  • GEZİCİ SAĞLIK HİZMETLERİ KOORDİNASYON MERKEZİ
 
PALANDOKEN  BÜYÜK ERZURUM'UN BÜYÜK GAZETESİ : PALANDÖKEN      BÜYÜK ERZURUM'UN BÜYÜK GAZETESİ : PALANDÖKEN     BÜYÜK ERZURUM'UN BÜYÜK GAZETESİ : PALANDÖKEN      BÜYÜK ERZURUM'UN BÜYÜK GAZETESİ : PALANDÖKEN      BÜYÜK ERZURUM'UN BÜYÜK GAZETESİ : PALANDÖKEN      BÜYÜK ERZURUM'UN BÜYÜK