Vahdet Nafiz Aksu

ANA SAYFABUGÜNKÜ ERZURUMYEREL YAZILAR MAKALE / FIKRA / ÖYKÜ ERZURUM YAZILARI KİTABITÜM ŞİİRLERİM PDF

serbest  şiirlerimheceyle şiirlerim heceyle rübailer sesli şiirlerim resimli şiirlerimşiir sunuları

 

Vahdet Nafiz Aksu

E-KANAL CANLI YAYIN

TRT'DEKİ SÖYLEŞİLERİM

USTALARDAN SESLİ ŞİİRLER

ŞİİR VİDEOLARI -VNA

HER ŞEYİN BAŞLADIĞI ŞEHİR

ÖNERİLER/ETKİNLİKLER

STRATEJİK HEDEFLER

BELGELERLE ERMENİ ZULMÜ

NET KÜTÜPHANE

100 TEMEL ESER

TARİH/ KÜLTÜR SOHBETLERİ

OSMANLI TARİHİ

SARI GELİN KİMİN TÜRKÜSÜ

ERZURUM  FIKRALARI

ÖZGEÇMİŞİM

FOTOBEN

KİTAPLARIM



SÖZÜN SERHADDİ DUA




stratejik araştırma kurumları

araştırmacılar için kaynaklar

Türk dünyası araştırmaları

filozofların fikir dünyası

mevlana ney ve sema

Türk edebiyatı kolleksiyonu

edebiyat söyleşileri

düşünce dergi ve siteleri

e-kitap bankası

altı çizili satırlar

kuran ufku

öğrenciler için kaynaklar

ekovart tv-sanat haberleri

Türk islâm sanatları

kültür ve turizm bakanlığı

kent kent yeryüzü

yapı kredi kültür-sanat

gazetelerin birinci sayfaları

yerel medya

gazetelerin internet sayfaları

bebek ve anne com

gerekli tüm linkler



 
SIK DİNLEDİKLERİM

 




kelâm-ı kibar


 

 

  İletişim Formu


 

bu sayaçtan önceki ziyaretçi:
165900

 

 

Google Site

 

 

 
 
BU GÖZLÜKTEN HEPİMİZE LAZIM!

Stephen M. R. Sovey'in, 'Her şeyi değiştiren tek şey güven ' adlı kitabında şöyle bir öykü var:
***
Montana’da balığa gittiğimde bana rehberlik yapan balıkçı, nehre doğru bakarak “Ne görüyorsun, söyle,” dedi.

Çok güzel bir nehir ve suyun yüzeyinden yansıyan güneşi gördüğümü söyledim.

“Hiç balık görüyor musun?” diye sordu.

Göremiyorum, dedim.

Bunun üzerine rehberim bana polarize camlı bir gözlük uzattı. “Tak şunu,” dedi.

Bir anda her şey inanılmaz şekilde değişik görünmeye başladı.

Nehre baktığımda suyun içini görebildiğimi fark ettim.

Ve balık görüyordum… Bir sürü balık!
Müthiş heyecanlanmıştım.

Aniden, önümde daha önce hiç görmediğim inanılmaz fırsatlar açıldığını hissettim.

Aslında o balıklar hep oradaydı, ama ben bu gözlüğü takana kadar görüş alanımın dışında kalmışlardı.
***
Öyküyü okuduğumun ertesi günü evden çıkarken içimden bir ses kulağıma fısıldadı:

‘Gözlüğünü takmayı unutma!’

Hiç itirazsız taktım ‘polarize farkındalık gözlüğü’ nü...

Her zaman geçtiğim yollardan geçtim.

Her zamanki kalabalıklara karıştım.
O da ne?
Bana günaydın diyen kapıcının yüzündeki gülümseme ne kadar sıcak, samimi, içten…

Hemen aynı saatlerde çıktığımız için her sabah karşılaştığım üst komşum bugün niye sevecen bakıyor bana? Hal hatır soruşunda sanki ilave bir incelik, daha fazla bir zarafet var!

İşyerinde herkes bugün ‘düzünden kalkmış.’ Güvenlikçinin duruşu daha bir güven veriyor, çaycının ilk çayı sanki Erzurum’da semaverde demlenmiş.

‘Hayırdır, bayram mı seyran mı, nedir bu hal’ diye içimden geçirdim.

Sabah bana ‘gözlüğünü unutma’ diyen ses cevap verdi.
‘Gözlüğüne sahip ol!’
***
Telefonda ‘Ah nerede eski dostluklar, dost mu kaldı bu zamanda… Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor. Herkes sabahtan akşama kadar ‘kardeşinin ölü etiyle karnını doyuruyor’ diye dert yanan dostuma ‘polarize farkındalık gözlüğü’ nü tavsiye ettim.

‘Aman varsa hemen tak, yoksa hemen al’ dedim.

Birkaç gün sonra aradı, nefes nefese anlattı: ‘Meğer hayat nehrinde eski dostlar, kırmızı pullu alabalıklar gibi kulaç atıp duruyormuş da benim haberim yokmuş. Gözlüğü takar takmaz gördüm hepsini… Bakamayan, göremeyen, fark edemeyen benmişim.

Aradım, uğradım, el sıkıştım hepsiyle.’
***

Aslında var oldukları halde görüş alanımız dışında kalan ne kadar çok şey var.

Öykü bunu bir kere daha fark ettirdi bana.

Gözlüksüz göremediğimiz nice güzellikler, nice farklılıklar, nice incelikler…

Üstelik etrafımız gözlükçü dükkânlarıyla doluyken, yanımızda gerekli gözlükler varken.